Öne Çıkanlar berk meşeci küçük iskender göçmen kaçakçılarına operasyon İskenderun Gelişim Hastanesi müzik

Savaş ve Göçün Çocuklar Üzerindeki Travmatik Etkileri

Savaş ve göçün en masum kurbanları kuşkusuz çocuklardır. Dünyada milyonlarca çocuk, savaş, çatışma, ülke içi terör ve çeşitli şiddet eylemlerinden etkilenmekte ve mağdur olmaktadır. Savaş önemli bir halk sağlığı problemi olarak mağdur üzerinde biyolojik, psikolojik ve sosyal sorunlara neden olabilmektedir.

Savaşın oluşturduğu yıkıcı sonuçlar, yalnızca meydana geldiği bölge üzerinde değil, farklı bölgelerde yaşayan insanları da olumsuz etkilemektedir. Göç, bireylerin gelecek yaşantılarının bir kısmı veya tamamını geçirmek üzere, kalıcı veya geçici bir süre için bir yerleşim yerinden bir başkasına yerleşmek amacıyla yaptıkları, coğrafi yer değiştirme olayı ve sosyal bir değişim sürecidir.

Göç, ekonomik, sosyal veya siyasal nedenlerle birey ya da toplulukların bir yerden başka bir yere zorla veya gönüllü giderek ikamet etmelerinin bir sonucudur. Göç, gönüllü ve zorunlu olabilmektedir. Gönüllü göçlerde, insanların kendi istekleri ve beklentileri yönünde, bir ketten diğerine veya bölgeye olan hareketlilik vardır. Zorunlu göçte ise sosyal, ekonomik, güvenlik, doğal afetler ve savaş nedeni ile bireylerin istekleri dışında göç olmaktadır. 35 Savaş ve Göç Olgusunun Çocuklar Üzerindeki Etkileri Savaş tüm bireyleri olumsuz etkilemekle birlikte özellikle çocuklar üzerinde travmatik etkileri daha fazladır. Günümüzde savaşan devletlerin ve savaştan etkilenen insanların sayısı artmıştır. Günümüzde savaş nedenli ölümlerin % 90’dan fazlası sivillerde olmakta ve savaşlarda en çok çocuklar etkilenmektedir . Afganistan’da 2012 yılında bir günde ortalama 4.8 çocuk olacak şekilde 1752 çocuk yaralanmış ya da öldürülmüştür. Suriye, 15 Mart 2011’den beri savaş durumundadır. Ülke genelinde kesin sayı belli olmamakla birlikte 20.000 ile 31.000 arasında ölüm yaşanmıştır. UNICEF, Suriye ile ilgili “Kayıp Nesil” raporunda, Suriye’de yaşayan 4 milyon insanın savaştan etkilendiğini, bunların 2 milyonun komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldığını belirtmiştir.

Günümüz savaşlarında çocuklar, küçük olmaları ve kolaylıkla telkin edilebilir olmaları nedeniyle uç terör (canlı bomba gibi) eylemlerinde de kullanılabilmekte ya da asker olarak savaşa katılmak zorunda bırakılmaktadır. Birleşmiş Milletlerin çatışmalarda çocukların kullanımının yasaklanmasını onaylayan 126 ülke olmasına rağmen, dünya yüzeyinde silahlı çatışmalarda kullanılan en az 250.000 çocuk asker bulunmaktadır. Afganistan’da 17 yıl süren savaşta, askerlerin % 45’inin 18 yaşın altında olduğu, çocukların diğer çocukları ya da aile bireylerini öldürmeye zorlandığı bildirilmektedir. Yine bazı savaşlarda 12 yaşın altındaki çocuklara soğuk duş, elektrik şoku gibi yöntemlerle işkence uygulandığı bildirilmiştir.

Savaşlarda çocukların karşılaşabileceği sorunlardan bazıları;

 Ölüm ve yaralanma,

 Yeterli su ve yiyecek yokluğu,

 Fiziksel işkence,

 Esir düşme,

 Fiziksel hasar (sakatlık) ve hastalıklar,

 Psikolojik etkiler,

 Saldırı,

 Ölen ve yaralanan insanlara şahit olma,

 İşkence ve tecavüze uğrama ya da tanık olma,

 Silah sesleri ve patlamalara maruz kalma şeklinde sıralanabilmektedir.

Savaş ve Göçün Çocukluk Dönemlerine Göre Etkisi

Üç yaşından küçük bebekler travma yaşamaları karşısında genellikle huzursuzluk, ağlama, uyku sorunları, kabuslar ve iştah kaybı gibi tepkiler gösterirler. Ayrıca, annelerinin yanından ayrılmaya karşı aşırı direnç gösterebilir, yabancılardan korkabilir ve yalnız kaldıklarında hırçınlaşırlar. Üç ile altı yaş arasındaki çocuklarda ise bu belirtilere ek olarak, önceki gelişim evrelerine özgü davranışlara (örneğin altını ıslatma, parmak emme, konuşma bozuklukları) geri dönme, saldırganlık ya da içe kapanma ve sessizlik durumları gözlenebilir.  Okul öncesi dönemdeki çocuklarda karanlıktan veya canavar gibi hayali varlıklardan korkma, savaşla ilgili abartılı öyküler anlatma, sürekli olarak savaşla ilgili sorular sorma ve/veya yaşam koşullarındaki değişimlere uyum sağlamada güçlük gibi durumlar görülebilir. Bununla birlikte, bağırsak kontrolünün kaybı, fiziksel bir nedeni olmayan acı ve ağrılar, daha az ya da daha fazla hareketlilik ve seslere karşı aşırı duyarlılık gibi bedensel tepkiler de gözlenebilir. Okul çağındaki çocuklarda 37 da maruz kaldıkları ya da medya aracılığıyla izledikleri savaş̧ yaşantılarına bağlı olarak altını ıslatma gibi önceki gelişim evrelerine özgü davranışlar yeniden ortaya çıkabilir; yalnız yatmaktan korkma, kâbuslar görme gibi sorunlar ve dikkati toplamada güçlükler gözlenebilir. Dikkat problemleri okul başarısının da düşmesine, okula gitmeyi reddetmeye ve bunlara eşlik eden öğrenme ve davranış bozukluklarına neden olabilir 

Savaş Travması ve Yaşanan Göçün Sonucunda Mülteci Çocuklar

Mülteci, kendi ülkesinde yaşadığı eziyetten, siyasi veya dini istismardan kaçmak için yaşadığı yerden zorunlu olarak ayrılan ve geri dönme olasılığı bulunmayan kişilerdir.Toplumdaki diğer gruplarla karşılaştırıldığında mülteciler sosyal belirsizlik, sosyoekonomik zorluklar, yaşanan travmatik olaylar nedeniyle geleceğe dönük planlarını gerçekleştirmek için daha az şansa sahiptirler . Bu nedenle bulundukları toplumda kalıcı bir hayat için gerekli beceri ve yeterliliklerin kazandırılması sürecinde daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar. Dünyada 2007 yılında 42 milyon yerinden edilmiş kişi bulunmaktadır. Yerinden edilmişlerin 15 milyonunu mülteci, 827 bini ise şartlı mültecidir. Yerinden edilmişlerin % 44’ ünü 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturmaktadır (yaklaşık 7 milyon çocuk). Günümüzde yaşanan savaş, çatışma, karmaşıklık, dini, siyasi olumsuzluklar gibi ekonomik krizler, çevresel felaketlerde dünyadaki yerinden edilmiş kişi sayılarının artmasına neden olmaktadır. Mülteci gruplar hem toplumda görünür olmadıkları, hem de bulundukları ülkede uzun süreli kalacak kişiler olarak düşünülmedikleri için daha az dikkate alınmaktadırlar. Ancak ülke kabulünde yeterli şartları sağlayamayan şartlı mültecilerin ülkede kalış süreleri uzamakta, bu süreçte kendileri, aile üyeleri, toplum ve 38 kurumlar ile isteseler de istemeseler de etkileşime geçmektedirler. Toplumun ülkedeki yabancı nüfusa bakış açısına göre; göç ile birtakım sorunlar, aynı zamanda insan hakları bağlamında bazı sorumluluklar da ortaya çıkmaktadır.

Mülteci çocukların göç etme nedenleri;

 İşkence ve tecavüze tanık olma,

 Eğitim,

 Politik baskı,

 Etnik dini çatışmalardan uzaklaşmak,

 Şiddet, silahlı çatışma ve savaş ortamından kaçmak,

 Yoğun toplumsal baskı yüzünden yaşam hakkının ve beden bütünlüğünün tehlikeye girmesi,

 Fikir ve ifade özgürlüğünün engellenmesi,

 Yoğun ekonomik sıkıntılar sebebiyle sağlıklı olamama,

 Temiz içme suyu ve besleyici gıda yetersizliği,

 Temiz ve güvenli çevrenin olmaması,

 Sosyal güvenlik, uygun yaşam standartları gibi hakların engellenmesi,

 Kötü beslenme nedeniyle gelişim haklarının engellenmesi

 Eğitim verilememesi ya da yarıda kesilmesi nedeniyle eğitim hakkının engellenmesi,

 Daha iyi yaşam koşullarında yaşamak şeklinde sıralanmaktadır

Özellikle silahlı çatışmalar sırasında tek başlarına kalan mülteci çocuklar toplama kamplarında daha yüksek oranda şiddet ve istismara uğramakta, açlık, malnütrisyon gibi nedenlerle hastalıklardan daha kolay ölebilmektedir Mülteciler yeni katıldıkları toplumda günlük yaşamdaki değişimlere bağlı birçok zorlukla karşı karşıya olduklarından uyum sağlamak için mücadele etmek durumunda kalırlar. Yetişkin mülteciler yeni geldikleri toplumda kendileri ile aynı kökene sahip bireylerle bir arada yaşayarak, kendileri için güvenli ve tanıdık bir çevre oluşturabilirler. Ancak bu ailelerin çocukları açısından düşünüldüğünde yaşanan zorluklar daha da artmaktadır. Mülteci çocuk için yeni geldiği toplumda okul çevresi, durağan ve güvenli bir ortam sunmasına rağmen bu çocuklar yaşadıkları ani ve zorlu göç süreçleri, farklı geçmiş ve kültürel özelliklere sahip olmaları, ortak bir dili paylaşmamaları gibi nedenlerle okula uyum sağlamak için ek çaba gösterirler. Şiddet, kayıplar, güvende olmama, ailenin ve sosyal yapının dağılması, besin, sağlık ve eğitim kaynaklarındaki kısıtlılık mülteci çocukların sıklıkla baş etmek zorunda kaldıkları güçlükler olarak sıralanmaktadır.

Çocukları Savaşın Travmatik Etkilerinden Koruma ve Öneriler

Çocukların savaş nedeniyle karşılaştıkları hasarın azaltılması, çeşitli sebeplerle hasar gören çocukların iyileştirilmesi ve risk gruplarının belirlenmesi büyük öneme sahiptir. Bu amaçla;

 Savaş mağduru çocuklara yönelik olarak; kimsesiz kalan çocuklara sahip çıkılması, askere alınan çocukların sivilleştirilmesi,

 Çatışma durumlarında çocuklar için özel programların hazırlanması,

  Savaş bölgelerindeki, mülteci kamplarındaki tek başına olan çocuklara dikkat edilmesi, eğitim ve oyun olanakları tanınması,

 Cinsel istismar ve cinsiyete bağlı şiddet açısından gerekli önlem ve takiplerin yapılması,

 Post-travmatik Stres Sendromlu çocukların tedavisinde “Travma-odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi ve Sanat Terapi” uygulamalarının aktif şekilde kullanılması,

 Savaşın zihinlerde yarattığı etkilerin silinmesi için okul yaşamının ve barış için eğitim seferberliğinin başlatılması,

 Mülteci çocukların ve gençlerin kurumlar arası işbirliği ile mevcut fırsatlarından yararlanmaları sağlanmalı, güvenilir bir ortamda fiziksel, bilişsel ve psikolojik iyi olmalarını amaç edinen uygun öğrenme ortamlarıyla ilgili düzenlemeler yapılması,

 Okullarda farklı etnik kökenlere sahip kişilerin eğitim ihtiyaçlarına cevap vermek, amacıyla eğitim sürecindeki ihtiyaçların tanımlanması ve ihtiyaçlarının eğitim kurumları, öğretmenler tarafından karşılanmaya çalışılması,

 Psikolojik travma yaşayan tüm mültecilerin sağaltımına yönelik rehabilite merkezlerinin arttırılmasının fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.