Renklerin ruhumuz üzerindeki etkilerini hepimiz biliriz. Her bir renk değişik ruh hallerimizin karşılayanı,yatıştıranı, saklayanıdır belli ki. Ara tonların, arada kalmış ruhumuzu tamamlayıp
tanımlaması gibi. Kadının,  gündüzlerde ve gecelerde ara bir cinsmiş hallerinde bırakılıp, adının ve bu çeşit bırakılmışlığının önüne getirilen sayısız sıfatla karşılanması gibi.
            
Sıfata ihtiyaç duymayacağını düşündüğüm iki hal ve bir varlık; Hüzün... Huzur... Ve kadın. Hüzün ve 
huzur dışında kalan, mutluluk, mutsuzluk, öfke, coşku hatta yalnızlık bile bir sürü renk ve 
sıfatla yol alabilir insanlar arasında. Hatta başkalarına bulaşabilir de bu duygu halleri. 
Ama huzur ama hüzün tek renktir. Hüzün yalnızca hüzündür, huzur bir tek huzur. 
Bir de kadın... Hüzün en çok onun olsa da huzur onun elindendir.
Bir başka gerçek;   kullanılıp adının önüne haksız sıfatlar getirilebildiği için insanlık tarih boyunca tüm coğrafyalarda hemcinsleri ile her tür şiddete karşı dayanışmaya mecbur bırakılan tek cins kadındır. İyilikle kötülüğün, yalnızlıkla kalabalığın arasında bir ara ruh gibi dağıtılan yine kadın.
           
Mor Dayanışma, Gezi sürecindeki kadın dayanışmasının devamı olarak ve kadın örgütlülüğündeki kapsayıcılığı genele yaymak amacıyla kurulmuş bir dernek. Diğer bütün STK'lar gibi kapsam alanını oluşturmuş, alanında uzmanlaşmış, uzmanlık konularında herhangi bir çıkar gözetmeksizin kadınlar ve onların çocuklarına hem destek olmayı ilke edinmiş hem de sosyal gerçekliklerini yaşayabilecekleri aktivite hizmetleri sunmuş,  toplumda ezilmiş bir kesimin haklarını savunmuş bir dernek.
                
Paralı eğitimin yoksulları her tür aktiviteden yoksun bırakan sisteminde çocukların kendi mahallelerinde çeşitli sanatsal ve fikirsel etkinliklerle bir arada bulunmalarını sağlamak olsa olsa zenginliktir. Medeniyetin kendini çürüttüğü bu zamanda büyük zenginlik.
Thomas Edison, herhangi bir şey hakkında yüzde birinin milyonda birinden daha az şey bildiğimizi söylüyordu. Mark Twain, sadece matematikte uzmanlaşmak için sekiz milyon yıl gerektiğine inanıyordu. ''Siz hala iki burun deliğimiz olduğunu, Dünya'nın tek bir uydusu bulunduğunu, beş duyumuz olduğunu, suyun renksiz olduğunu, Amerika'nın adının Amerigo Vespucci' den geldiğini, ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu sanıyorsunuz '' diye bir giriş yapar Cahillikler Kitabı'na  Jhon Mitchinson.

Öylesi çetin bir serüvende tabiatın sertliğini bükemeyen insanlar doğadan kaçarken birbirini buldu. Hatta birbiriyle çarpıştı diyebiliriz. Doğanın hükmüne direnemeyen insanoğlu bir başka insanın hükmüne eğilmek zorunda kaldı. Bundan en çok nasibini alan kadınlar oldu

Bilse insan, dağ, taş, nehir ve deniz anlatır, bilse kırlar ve kentler, sokaklar da öğretmendir düşer miydi tuzağa?

Köy Enstitüleri kurucularından İsmail Hakkı Tonguç' un amcası medrese eğitimi alır. Güçlü bir din ve cebir eğitimi alan amca, köyüne döndüğünde öğrendiği bilgilere kimsenin ihtiyacı olmadığını üzüntüyle görür. Ailesinin ve diğerlerinin gördüğü tarla işini de göremez. İsmail Hakkı Tonguç'un anılarında amcasının tarla işi için dedesi tarafından dövüldüğü yazar. 
      
Bitmez tükenmez bilgi oluklarından kana kana içmek arzusundaki İsmail Hakkı Tonguç'un gerici ailesine rağmen eğitim almasını sağlayan annesi olmuştur. Hüznün içinde gelecekteki huzuru düşleyebilen kadın.  

Yaşamın tümünün bir arayış olduğunu bilse devlet,  değil kapısını mühürlemek, kadın aklının ve elinin değdiği yere gidip, size anlatma, öğretme görevi vermek istiyoruz derdi, belki.

Bilinmediği için kadın mücadelesi ve direnci önemini koruyor. Bilinmediği için huzur, hüzün, mor ve kadın sıfatlara doymuyor.

Bilinmediği sürece, Bernard Shaw’ın deyimiyle kadın mücadelesine bir felaketmiş gibi yaklaşanlara kadınlar, “Siz de bu felaketin sebebine benziyorsunuz.” demeye devam edecek. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
özge 9 ay önce

"tarih boyunca tüm coğrafyalarda hemcinsleri ile her tür şiddete karşı dayanışmaya mecbur bırakılan tek cins kadındır" bu söz ne kadar da doğru. kadınlar hem dayanışmaya mecbur bırakılıyor hem de dayanışma hakları ellerinden alınıyor ve yalnızlaştırılıyorlar. kadın dayanışması ve mücadelesi her zaman devam edecek, ne kadar engel olmaya çalışırsanız çalışın.

Avatar
Suzan kahleoğulları elitaş 9 ay önce

....hüzün....huzur...ve ...kadın
Umutsuz gerçeklerin içinden filizlinen umut....
çok beğendim , çok etkilendim

Avatar
Leyla basak 9 ay önce

Karşı pencere, Hatay gerçekliğine yeni bir ses farklı bir soluk getirecektir. İlk dikkati çeken konu çeşitliliği. Kadın sorunları yazıda güzel ve doğru işlenmiş. Bu alandaki yazıların devamını dilerim.